9 июня 2022 г.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Al Jazeera Mubasher kanalının canlı yayın konuğu oldu

 

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Al Jazeera Mubasher kanalının canlı yayın konuğu oldu
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Al Jazeera Mubasher kanalının canlı yayın konuğu oldu
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Al Jazeera Mubasher kanalının canlı yayın konuğu oldu

 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Al Jazeera Mubasher kanalının canlı yayın konuğu oldu

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Al Jazeera Mubasher kanalının canlı yayın konuğu oldu.

Gazeteci Abdulaziz Mucahid’in sorularını yanıtlayan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İslamofobi’den irşat hizmetlerine, Peygamber Efendimize yapılan hakaretten Kudüs’e ve din hizmetlerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Hindistan’da bir parti mensubunun Peygamber Efendimize (s.a.s.) hakareti ile ilgili konuşan Başkan Erbaş, şöyle konutu:

“Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm bütün Müslümanlar için çok önemlidir. Dünyanın neresinde olursa olsun Peygamber Efendimize (s.a.s.) yapılan hakaret bizi çok üzmektedir. Özellikle Avrupa ülkelerinde İslamofobi kavramını da bahane ederek zaman zaman Peygamber Efendimize yapılan hakaretler, onu rencide edici birtakım faaliyetler, olaylar oluyor. Türkiye olarak hemen tepkimizi gösteriyoruz. Bizler Peygamber Efendimizin adını askerimize vermiş bir milletiz ve Mehmetçik demek bizde küçük Muhammed demektir. Dolayısıyla dünyanın neresinde olursa olsun Peygamber Efendimize yapılan hakarete karşı tepkisini ilk gösteren milletiz. Şimdi son zamanlarda özellikle Hindistan da bir parti mensubunun yapmış olduğu bu hakaret asla kabul edilemez ve kendisini şiddetle kınıyoruz. Hindistan devlet yetkililerinin bu konuda mutlaka Peygamber Efendimizi ve Müslümanları rencide edecek hal ve hareketlerden, tavırlardan uzak durmaları, fitne çıkarmamaları gerekiyor. Bir ülkede yaşayan farklı inançlarda ki insanların mutlaka inanç özgürlüklerinin korunması lazım.”

“İslam’da can, din, akıl, mal ve nesil dokunulmazlığı vardır”

Başkan Erbaş, İslam’da insanların can, din, akıl, mal ve nesil dokunulmazlığı olduğunu hatırlatarak, “Bizim medeniyetimiz farklı inançların, farklı kültürlerin bir arada yaşama örnekliğini gösterdiği en önemli medeniyettir. Yani bütün İslam ülkelerinde farklı inançlardan insanlar var. Biz o insanların inançlarına saygı gösteriyoruz. İnançlarını rahat bir şekilde yaşayabilmeleri için o imkanları biz hazırlıyoruz.” dedi.

Myanmar’da budistlerin Müslümanlara çok büyük eziyet ve zulümler yaptığına dikkat çeken Başkan Erbaş, “İnancı, ırkı, rengi ne olursa olsun insanlar bizatihi insan olmaları münasebetiyle onlara karşı mutlaka saygı göstermemiz gerekiyor. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de; “Ey insanlar biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstün olanınız takva itibariyledir.” buyurmaktadır.” dedi.  

“Marjinal grupların yapmış olduğu şiddeti 2 milyar Müslümana yüklüyorlar”

Başkan Erbaş, İslamofobi konusuna da değinerek, “İslamofobi kavramsallaştırmasına baştan karşıyım. Çünkü İslam korkulacak bir din değildir. İslam, esasında merhamet, şefkat ve barış dinidir. Müslüman korkulacak insan değil, Müslüman elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir. Müslümanları biz böyle tanımlıyoruz. Dolayısıyla İslamofobi kelimesini oluşturmak, kavramsallaştırmak bir kere yanlış. Yani birtakım marjinal grupların yapmış olduğu şiddet olaylarını koskoca bir dine ve 2 milyar Müslümana yüklemek doğru değildir.” diye konuştu.

Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nin tekrar cami olarak açılmasıyla birlikte bütün dünya Müslümanlarında büyük bir ferahlığa, mutluluğa, huzura sebep olduğunu belirten Başkan Erbaş, “Ben bu vesile ile değerli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“Çocuk eğitiminde Peygamber Efendimizin tavsiyesine uyuyoruz”

Başkan Erbaş, çocuklara temel dini bilgilerin öğretilmesi konusunda da değerlendirmede bulunarak, sözlerine şöyle devam etti:

“Çocuklar camilerin süsüdür. Çocuk sesleri yankılanan camilerde namaz kılmanın daha makbul olduğunu düşünüyorum. Çünkü çocuklarımızın küçük yaşlarda camilerimize alıştırmaya gayret ediyoruz. Onun için ülkemizde 4-6 yaş çocuklarımız için açmış olduğumuz kurslarımız var. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) çocuklarınız yedi yaşına gelinceye kadar onlara nasıl abdest alınır, namaz nasıl kılınır, Allah, peygamberler, Kur’an-ı Kerim gibi böyle temel dini bilgileri öğretmemizi tavsiye ediyor. Biz de peygamberimizin tavsiyesini yerine getiriyoruz. İnsanoğlunun karakter yapısının yüzde yetmişi 7 yaşından önce oluşuyor. 7 yaşından önce bakınız Peygamber Efendimizin 7 yaşa dikkat çekmesinin arka planındaki hikmeti de anlamış oluyoruz.”

“Kudüs bir İslam şehridir”

Mescid-i Aksa konusuna da değinen Başkan Erbaş, “Mescid-i Aksa, Kudüs deyince bizim kalbimiz farklı atıyor. Çünkü Mescid-i Aksa Peygamber Efendimizin ziyaret edilmeye değer 3 mescit vardır; Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa buyurmaktadır. Buradan hareketle biz Türkiye olarak Kudüs’e ve Mescid-i Aksa’ya öteden beri çok farklı bakıyoruz. Kudüs bir İslam şehridir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Mabetlerin ve din adamlarının dokunulmazlığı vardır”

Başkan Erbaş, mabetlerin ve din adamlarının dokunulmazlığı olduğunu dile getirerek, “Müslümanların bütün mescitleri, mabetleri dokunulmazdır. Bu ilkeyi bizim dünya insanları olarak muhafaza etmemiz lazım. İslam’ın ilkeleri sadece Müslümanların huzuru için değil bütün inançlardan insanların huzur içerisinde yaşaması için ortaya koymuştur. Çünkü İslam evrensel bir dindir. İslam insanların huzurunu, refahını, barışını dikkate alarak ilkelerini vaaz etmiştir.”

“Türkiye olarak barış ortamının hazırlanması için gayret ediyoruz”

Mülteciler konusundan da bahseden Başkan Erbaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hiçbir insan durup dururken evini, yurdunu terk etmez. Suriye’de İdlib’e gittim ve oradaki hallerini gördüm. Bizim Türkiye Diyanet Vakfımız mültecilerin geldiği yerlere gidiyor. Irak mültecileri var, Afganistan mültecileri var. Yani bunlar gezmek için mi Türkiye’ye geldiler. Hayır mecbur kaldılar. Evlerini başlarına yıktılar. Yani büyük bir savaş ortamında İdlip’te çadırlarda soğukta, sıcakta, selde felakette 3 buçuk milyon insanın nasıl yaşadığını ben gittim gördüm. Biz orada onların insanca yaşayabilmeleri için mücadele ediyoruz. Sahip çıkmak zorundayız. Çünkü bizim medeniyetimiz bunu gerektiriyor. Gönül ister ki onlar da en kısa zamanda kendi ülkelerine, evlerine dönsünler. Yeter ki o barış ortamı hazırlansın. Türkiye olarak barış ortamının hazırlanması için gayret ediyoruz.”