“İslam, kadına yönelik değersizleştirici söylem ve davranışları kesin bir dille yasaklamıştır”
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “Yüce dinimiz İslam, ister kadın ister erkek olsun herhangi bir insanın onurunu örseleyen ve şiddeti normalleştiren her türlü düşünce, anlayış ve yaklaşımı reddetmiştir. Özellikle kadına yönelik değersizleştirici söylem ve davranışları kesin bir dille yasaklamıştır.” dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Ankara Hakimevi’nde düzenlenen “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu 19. Toplantısı”na katıldı.
“Allah katında daha değerli olmanın yegane ölçüsü takvadır”
İslamiyet’e göre insanın eşref-i mahlukat olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, herhangi bir cinsiyet ayrımı olmaksızın tüm insanların aynı değere sahip olduğunu belirterek, “Allah katında daha değerli olmanın yegane ölçüsü de takvadır, sorumluluk bilincidir. İnsan, Cenab-ı Hakk’ın muhatap kabul ettiği, onu akıl ve iradeyle donatarak kulluk emanetini yüklediği sorumlu bir varlıktır. İnsana yüklenen bu sorumluluğun sınırı ise ilahi adaletle çizilmiştir. Her insan, kendisine lütfedilen imkanlar, yetenekler nispetinde bu sorumluluğa sahiptir. İnsanın fıtratına ve mizacına göre vahiyle tespit ve tayin edilen söz konusu sorumluluklar ise peygamberler vasıtasıyla tüm insanlığa bildirilmiştir.” ifadelerini kullandı.
Hz. Adem’den Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.s) kadar bütün peygamberlerin, insanın kendine, Rabbine ve çevresine karşı sorumluluklarını gerektiği gibi yerine getirmesi için rehberlik ettiğini dile getiren Başkan Arpaguş, “Yeryüzünde herkesin can, mal, akıl, onur ve mahremiyetini teminat altına alacak bir hayat nizamı kurmanın mücadelesini vermişlerdir.” dedi.
“Adalet terazisi şaştığında, orada merhametten, şefkatten, iyilikten söz etmek mümkün olmayacaktır”
Yüce dinimiz İslam’ın yeryüzünde yerleştirmeyi hedeflediği en temel yaklaşımın her canlıyı emanet bilmek ve her birine adaletle, merhametle muamele etmek olduğunu ifade eden Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:
“Kur’an-ı Kerim ve sünnet-i seniyye, bunu, hayatın vazgeçilmez bir ilkesi olarak teklif etmektedir. Bu ilke ile çelişen, her türlü yaklaşımla mücadele etmeyi de insani bir görev olarak bizlere telkin etmektedir. Bu bağlamda bilhassa adalet ilkesi, insanın tüm varlık alemiyle ilişkilerinin nirengi noktasında yer alan bir husustur. Zira adalet terazisi bir kez şaştığında, orada hakkaniyetten, merhametten, şefkatten, iyilikten söz etmek mümkün olmayacaktır. Adaletin ihlal veya ihmal edildiği yerde zulümler, haksızlıklar ve kötülükler kaçınılmaz hale gelecek; şiddet ise içinden çıkılmaz bir sarmala dönüşecektir.”
“Dünyanın birçok bölgesinde masum insanlar acımasızca hedef alınmakta”
Günümüzde adalete kasteden ve evrensel insani değerleri öteleyen mekanik ve faydacı bir yaklaşımın, bütün dünyayı etkisi altına aldığını aktaran Başkan Arpaguş, “Bunun sonucu olarak küresel bir sorun haline gelen şiddet ise din, dil, ırk ve cinsiyet gözetmeksizin bütün insanlığı tehdit edecek bir boyuta ulaşmıştır. Nitekim bugün tüm insanlığı yoran bir şiddet sarmalıyla karşı karşıyayız. Bundan en fazla da çocukların ve kadınların etkilendiğini görmekteyiz. Dünyanın birçok bölgesinde masum insanlar acımasızca hedef alınmakta; özellikle kadınlar ve çocuklar, vicdanları sızlatan uygulamalara maruz bırakılmaktadır. Zarafeti ve nezaketi en fazla hak edenlere reva görülen bu tutum, insanlığın bugünü ve geleceği açısından hayli endişe vericidir.” şeklinde konuştu.
Kadınların cinsiyet üzerinden bir ayrımcılığa tabi tutulmasının insanlık dışı bir tutum olduğunu kaydeden Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:
“Hangi sebeple ve kim tarafından yapılırsa yapılsın kadının onurunu rencide etmek ve ona yaşama hakkını bile çok görmek, bariz bir cahiliye adetidir. Bu durum insan onuruyla bağdaşmayan bir zihniyet bozukluğunun ve hastalıklı bir ruh halinin göstergesidir. Yüce dinimiz İslam, ister kadın ister erkek olsun herhangi bir insanın onurunu örseleyen ve şiddeti normalleştiren her türlü düşünce, anlayış ve yaklaşımı reddetmiştir. Özellikle kadına yönelik değersizleştirici söylem ve davranışları kesin bir dille yasaklamıştır.
Peygamber Efendimizin (s.a.s.) bu husustaki tavrı son derece açıktır. Onun mümtaz hayatında kadınlara yönelik şiddeti meşrulaştıran herhangi bir söz, tutum ve davranış numunesine rastlamak mümkün değildir. ‘Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.’ hadis-i şerifi, onun mezkur meseleye yaklaşımını açıkça ortaya koymaktadır.”
“Aile toplumun mayasıdır, özüdür”
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in “Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet ediniz! Onlara şefkat ve sevgi ile muamele ediniz! Onlar hakkında Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim.” Hadis-i şerifine dikkati çeken Başkan Arpaguş, “Peygamber Efendimiz (s.a.s), bu uyarısıyla bir yandan kadını ötekileştiren ve metalaştırarak haysiyetini ayaklar altına alan cahiliye düşüncesini reddederken; diğer yanda da gönüllerde saygı ve muhabbeti, ailede rahmet ve meveddeti, toplumda hakkaniyet ve adaleti hakim kılmaya çalışmıştır. Peygamber Efendimizin (s.a.s) bu noktada özellikle aile kurumuna büyük bir önem atfettiğini görüyoruz. Zira aile toplumun mayasıdır, özüdür. İnsan tüm değerlerini ailede öğrenmektedir. Tutum ve davranışlar, kişinin içinde yaşadığı ailenin benimsediği değerler ekseninde şekillenmektedir.” ifadelerini kullandı.
“İslam, ailenin temeline sevgi, şefkat, adalet ve merhamet gibi değerleri yerleştirmiş”
Başkan Arpaguş, “Nitekim İslam, ailenin temeline sevgi, şefkat, adalet ve merhamet gibi değerleri yerleştirmiş, aile içerisindeki ilişkilerin emanet bilinciyle, hakkaniyet ekseninde sürdürülmesini istemiştir. Bu yaklaşıma aykırı olan hiçbir davranışı tasvip etmemiştir. Aile yuvasının kuruluşundan karşılıklı hak ve sorumluluklara kadar evliliğin her aşamasını bu ideali gerçekleştirmek üzere güvenceye kavuşturmuş ve aileyi kurumsallaştırmıştır.” diye konuştu.
“Kadın ile erkeği ayrıştırmamaya, ötekileştirmemeye de özen göstermek zorundayız”
Günümüzde ne yazık ki aile kurumunu itibarsızlaştıran ve kadının hakkını savunmak adına kategorik olarak erkeği ötekileştiren sığ bir yaklaşıma şahit olunduğunu belirten Başkan Arpaguş, çeşitli medya araçları üzerinden yapılan özensiz yayınlar, aile içi şiddet meselesinin makul ve gerçekçi bir çözüme kavuşturulmasını daha da zorlaştırdığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Esasen insanı ayrıştıran bu yaklaşım, toplumsal psikolojide ciddi bir tahribata da sebep olmaktadır. Dolayısıyla kadını ikinci sınıf addeden, onun onurunu inciten ve ona her türlü baskıyı, zulmü ve şiddeti reva gören anlayışlara karşı kararlı bir şekilde mücadele ederken kadın ile erkeği ayrıştırmamaya, ötekileştirmemeye de özen göstermek zorundayız. Aile kurumunun itibarına halel getirecek söz, tutum ve davranışlardan da kesinlikle kaçınmak mecburiyetindeyiz.
Gözden uzak tutulmaması gereken temel hakikat şudur ki kadın ve erkek, birbirinin rakibi değil, bilakis, birbirini tamamlayan, destekleyen ve güçlendiren iki ana unsurdur. O halde önceliğimiz, kadınıyla, erkeğiyle, ebeveyniyle, çocuğuyla ve diğer tüm unsurlarıyla bir bütünlük içinde aileyi güçlendirmek olmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bizler bu anlayışla hizmet üretmeye devam ediyoruz. 81 ilimizde ve ilçelerimizde Aile ve Dini Rehberlik Merkezlerimiz ve Bürolarımızda milletimizin aile huzuruna rehberlik etmeye çalışıyoruz. Aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi, toplumsal huzurun desteklenmesi ve sosyal problemlerin çözümüne katkı sağlanması amacıyla çeşitli faaliyetler yürütüyoruz.”
“Aday din görevlilerine ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele’ konulu eğitimler veriyoruz”
Başkan Arpaguş, Aile ve Dini Rehberlik Bürolarında görev yapan personel için “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele” konulu eğitimler düzenlendiğini dile getirerek, “Bununla birlikte yıl boyunca konferans, seminer, çalıştay ve istişare toplantıları yaparak farkındalığı canlı tutmaya çalışıyoruz. 2025 yılında gerçekleştirilen hizmet içi eğitim programlarına toplam 2.364 personelimiz katılmıştır. Diyanet Akademisi Başkanlığı tarafından yürütülen ihtisas ve mesleki eğitim programlarında, 19 Akademi merkezinde eğitim gören aday din görevlilerine ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele’ konulu eğitimler veriyoruz. Ayrıca Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Diyanet Akademisi iş birliğinde Kur’an kursu öğreticileri için düzenlenen hizmet içi eğitimlerinde de şiddetin önlenmesine yönelik sunumlar gerçekleştiriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Başkanlık tarafından hazırlanan eğitim materyalleri doğrultusunda, uzman personel tarafından başta din görevlileri olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan er ve erbaşlar, ceza infaz personeli, emniyet personeli ve İŞKUR kursiyerlerine yönelik “Aile İçi Şiddetle Mücadelede Dini Referanslar” konulu seminerler düzenlendiğini söyleyen Başkan Arpaguş, “İçişleri Bakanlığımız tarafından kaymakam adaylarına yönelik gerçekleştirilen eğitim programlarında yetkin personelimiz vasıtasıyla ‘Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Dini Referanslar’ başlıklı sunumlar yapıyoruz.” ifadesini kullandı.
“İslam dininin şiddeti reddeden yaklaşımını anlatıyoruz”
Kur’an kurslarında aile içi şiddetin önlenmesine yönelik bilgilendirme seminerleri düzenlendiği söyleyen Başkan Arpaguş, katılımcılara konuya ilişkin Başkanlık yayınları ile çeşitli yayınlar ve broşürler dağıtıldığını belirterek, “Baba Okulu Projesi kapsamında 81 ilde baba ve baba adaylarına yönelik gerçekleştirilen eğitimlerde, ‘Ailede Merhametin Mimarı Olarak Baba’ modülü çerçevesinde İslam dininin şiddeti reddeden yaklaşımını anlatıyoruz. Bunun yanı sıra Aile ve Dini Rehberlik Büro ve Merkezlerine başvurarak manevi destek ve dini rehberlik talebinde bulunan vatandaşlara gerekli hizmet sunuyor; ihtiyaç halinde ilgili kurum ve kuruluşlara yönlendirme yapıyoruz.” şeklinde konuştu.
“2025 yılında şiddetle mücadele konusunda 6 farklı başlıkta cuma hutbesi irad edilmiş”
Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü Faaliyetleri. Bu özel gün münasebetiyle müftülüklerimiz vasıtasıyla paneller, konferanslar ve çeşitli farkındalık programları düzenliyoruz. Bununla birlikte Diyanet Radyo ve Diyanet TV’de konuya ilişkin programlar hazırlıyor; süreli yayınlarımızda bilgilendirici yazı ve makalelere yer veriyoruz.
Ayrıca kahvehane sohbetleri, fabrika ve iş yeri ziyaretleri, yerel televizyon ve radyo programları ile cuma hutbesi ve vaazları aracılığıyla toplumun farklı kesimlerine yönelik farkındalık çalışmalarına devam ediyoruz. Sadece 2025 yılında şiddetle mücadele konusunda 6 farklı başlıkta cuma hutbesi irad edilmiş, camilerimizde toplam 7.928 vaazda bu konu işlenmiştir.
Başkanlığımız ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında kadın konukevlerinde manevi destek hizmetleri vermeye devam ediyoruz. Bu kapsamda 2025 yılı sonu itibarıyla 70 ilde görev yapan 141 personel tarafından toplam 2.412 faaliyet gerçekleştirilmiş ve 9.925 kişiye ulaşılmıştır.
Başkanlığımız, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele alanında büyük bir hassasiyet ve sorumluluk bilinciyle gerçekleştirdiği faaliyetlerini, ‘Ailenin Korunması ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesinde Toplumsal Farkındalığın Sağlanması Projesi’ çerçevesinde, ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği çerçevesinde kararlılıkla devam ettirmektedir.”
Toplantıya Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar ile Diyanet Akademisi Başkanı Doç. Dr. Enver Osman Kaan da katıldı.
