Paylaş Twitter Facebook Whatsapp
3 dk okunma süresi 31 Ocak 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti

 

  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkan Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde hutbe irad etti

 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Bursa Ulu Camii’nde "Afetlere Karşı Bilinçli Olalım" başlıklı hutbe irad etti, Cuma namazı kıldırdı

Aziz Müslümanlar!

Ülkemiz geçen hafta büyük bir depremle sarsıldı. Hüzün ve keder yüreklerimizi dağladı. Onlarca kardeşimizi ahiret yolculuğuna uğurladık. Yaralılarımız ve evini barkını yitiren insanlarımız için seferber olduk. Afet gerçeğiyle bir kere daha yüzleştik. Bu elim hadisede vefat eden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevdiklerine sabr-ı cemil niyaz ediyorum. Rabbim, yaralılarımıza şifalar ihsan eylesin. Depremden zarar görenlere en kısa zamanda toparlanmayı, yaralarını sarmayı, hayata tutunmayı nasip eylesin. Milletimizi bu tür afetlerden muhafaza buyursun.

Kardeşlerim!

Kâinatın düzeni ve işleyişi “Sünnetullah” denilen ilâhî kanunlarla cereyan eder. Cenâb-ı Hak bu kanunları sonsuz kudretiyle ve ilmiyle belirlemiştir. Toprağın, rüzgârın, suyun ya da ateşin kendine has bir yapısı ve dengesi vardır. İnsanoğlu bu yapıyı bilerek ve bu dengeyi koruyarak yaşamak durumundadır.

Deprem de ilâhî kurallara uygun biçimde meydana gelir. İnsanoğlu depreme engel olamaz; depremin zamanına ve şiddetine müdahale edemez. Ama depremde zarar görmemek için çeşitli önlemler alabilir. Zira deprem, sel, yangın gibi doğal afetler karşısında can ve mal kaybının en aza indirilmesi ancak ve ancak gerekli tedbirleri almakla mümkündür.

Kıymetli Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! O sabredenler başlarına bir musibet geldiği zaman, ‘Biz Allah’tan geldik, Allah için varız ve Allah’a döndürüleceğiz’ ifadesini dillerinden ortaya çıkarırlar.

Mümin, imtihan dünyasında farklı sıkıntılarla karşılaşacağını bilerek yaşar. Sınırlı ve aciz bir varlık olduğunun, kul olarak Rabbine muhtaçlığının farkındadır insanoğlu. Sıkıntılar karşısında elinden geldiği ve gücü yettiği kadar mücadele eder. Aklını, bilgisini, tecrübesini, ilmi kullanarak tedbirini alır. Sonrasında ise imanı gereği, teslimiyet ve tevekkül ile hareket eder. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bunu şöyle ifade buyuruyor; “Üzerine düşeni yaptıktan sonra Allah’a tevekkül et.” Demek ki müminler olarak hem dünya için hem de ukba için, ahiret için tedbirimizi almak zorundayız. Esasında deprem afeti bize hem dünya için hem de ahiret için bir uyarıda bulunuyor. Onun için hem dünyalık hem de ahiretlik tedbirlerinizi alın. İşte depremden alacağımız ders budur kıymetli kardeşlerim.

Aziz kardeşlerim!

Uğradığı musibetten sabrederek ve güçlenerek çıkar insanoğlu. Eğer sabrederse, eğer ‘Biz Allah için varız, Allah’a dönücüleriz’ şuuru içerisinde hareket ederse ders alarak bunlardan çıkar. Nimete şükür, mihnete sabır göstererek ilâhî imtihanı kazanır. Peygamberimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem Efendimiz, müminin bu halini şöyle anlatır: “Müminin durumu ne hoştur! Her hâli kendisi için hayırlıdır. Bu durum sadece mümine hastır. Bir nimetle karşılaştığında şükreder; bu onun için hayır olur. Bir musibetle karşılaştığında ise sabreder; bu da onun için hayır olur.”

Aziz Müslümanlar!

Afetlere karşı sorumluluğunun bilincinde olmak, mümince bir duruşun gereğidir. Takdir Allah’ındır, bizlere düşen ise önce tedbir almak, sonra Rabbimize tevekkül etmektir. Nitekim Resûl-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam musibetler karşısında tavrımızın nasıl olması gerektiğini şöyle anlatır: “Allah ihmalkârlık ve gevşeklikten hoşlanmaz. Senin akıllı davranman gerekir. Fakat artık yapabileceğin bir şey kalmadığı zaman, ‘Allah bana yeter. O, ne güzel vekildir.’ de.”

Öyleyse aziz mü’minler, acı tecrübelerden ders alalım. Güvenli bir hayat için afetlere karşı hazırlıklı olalım. Tabiatın dengelerine ve yaşadığımız bölgenin gerçeklerine uygun, doğru ve sağlam adımlar atalım. Ailemizi afet ve acil durumlar hakkında bilgilendirelim.

Hamdolsun ki dün olduğu gibi bugün de inancı, mezhebi, düşüncesi, etnik kökeni ve düşüncesi ne olursa olsun milletçe el birliğiyle yaralarımızı sarıyoruz. Devletimizin desteği ve milletimizin dayanışması her türlü takdirin üzerindedir elhamdülillah. Sevgili Peygamberimizin müjdesi ise bu aziz, fedakâr ve cömert milletimizi beklemektedir. Efendimiz buyuruyor ki; “Bir kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da o kulun yardımcısıdır.”