Hicrî takvimin birinci ayı olan Muharrem, içinde barındırdığı hikmetlere binaen Peygamber Efendimiz tarafından “şehrullah” olarak isimlendirilmiş ve hürmete layık görülmüştür. Muharrem ayının onuncu (âşûrâ) gününü -bir gün öncesi veya sonrasını ilave ederek- oruçlu geçiren Rasulüllah (s.a.s.), bu ayda tutulan orucun Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç olduğunu haber vermiştir.
Muharrem ayının onuncu (âşûrâ) günü, aynı zamanda Peygamber Efendimizin çok sevdiği torunlarından Hz. Hüseyin ve beraberindeki sadık yol arkadaşlarının siyasi ihtiraslar uğruna Kerbelâ’da acımasızca şehit edilmesinin sene-i devriyesidir. Hicrî 61’inci yılın 10 Muharrem’inde yaşanan bu elim hadise, Ehl-i beyt sevdasıyla dolu mümin yürekleri ağır bir hüzne gark etmiş ve Müslümanların zihin dünyalarında derin izler bırakmıştır.
Kerbelâ, ırkı, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun tüm müminler için elbette bir yürek yarasıdır. Ne var ki bu hadise, Müslümanlar arasına sun’î duvarlar örmek için asırlarca bir ayrıştırma zemini olarak istismar edilmiş ve aynı kıbleye yönelen, aynı peygambere tâbi olan gönüllerin arasına nifak tohumları ekilmek istenmiştir. Kerbelâ’nın acısını hâlâ yüreğinde hissedenlere düşen, tarihten gereken dersleri almak ve her türlü fitne karşısında akl-ı selim ile hareket ederek İslam’ın izzetini muhafaza etmenin ve Müslümanlar arasındaki muhabbet bağlarını güçlendirmenin gayreti içinde olmaktır.
Bu vesileyle iman, sadakat, ahde vefa ve cesaret timsali Hz. Hüseyin başta olmak üzere hak ve hakikat uğrunda canlarını feda eden tüm müminleri rahmetle yâd ediyorum. Gönüllerde asırlara sâri hüzün buğuları bırakan “Âşûrâ Günü”nü kalplerimizin telifine vesile kılmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.
Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ
Diyanet İşleri Başkanı