Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Azerbaycan Cumhuriyeti Dini Kurumlarla İş Üzre Devlet Komitesi tarafından İstanbul’da düzenlenen iftar programına katıldı.
Başkan Arpaguş, programda yaptığı konuşmada, Türkiye ile Azerbaycan’ın “İki devlet tek millet” düsturuyla tam bir kardeşlik örneği sergilediğini belirterek, “Azerbaycan ile birlik ve beraberliğimizin, dostluk ve kardeşliğimizin ilelebet devam etmesini temenni ediyor; sizleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Ramazan-ı şerifin, tüm insanlık için iyiliklere, güzelliklere vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum.” ifadelerini kullandı.
“Ramazan ayı dayanışma duygusunun doruğa ulaştığı bereketli bir zamandır”
Ramazan ayının, Kur’an-ı Kerim’in bizlere gönderildiği müstesna bir zaman dilimi olduğunu hatırlatan Başkan Arpaguş, “Ramazan ayı, kulluk şuurunun, birlik-beraberlik ve kardeşlik bilincinin, yardımlaşma ve dayanışma duygusunun doruğa ulaştığı bereketli bir zaman dilimidir. Bu mübarek ayda bizler, bir yandan ibadetlerimizle kendi iç dünyamızın derinliklerine inerken diğer yandan da bu kutlu iklimin bereketiyle İslam’ın hakikatlerini, hak-hukuk, adalet, merhamet, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma gibi erdemlerini kardeşlerimize ve bütün yeryüzüne taşıma gayreti içerisindeyiz.” şeklinde konuştu.
“İslam’ın evrensel ilkelerini insanlıkla buluşturma vazifesi bizlerin omuzlarındadır”
İnsanlığın, küresel boyutta devasa krizlerle kuşatılan bir dönemden geçtiğine dikkati çeken Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:
“Bir taraftan sürekli hukuk ve insani değerler vurgusu yapılırken diğer taraftan insanlık savaşların ve trajedilerin girdabında tarihin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Dünya, derin bir anlam ve ahlak bunalımı yaşıyor. İnsanlık bu bunalımdan, bu vahim hukuk ve medeniyet krizinden çıkış yolu arıyor. Bu noktada Müslümanlara büyük görevler düşüyor. Zira İslam’ın insanlığa âb-ı hayat olan evrensel ilkelerini insanlıkla buluşturma vazifesi, Müslümanların, bizlerin omuzlarındadır.”
İslam coğrafyasının ciddi sorunlar altında büyük trajedilere sahne olduğunu dile getiren Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:
"Irk, mezhep, meşrep kavgaları, istismarcı terör örgütleri, vekâlet savaşları, Müslüman beldeleri fitne ve tefrikanın, acı ve ıstırabın merkezi haline getiriyor. İşte, Peygamberler şehri, selam yurdu Kudüs’te, Gazze’de, Filistin’de yaşananları görüyoruz. Sudan, Somali, Doğu Türkistan ve daha pek çok İslam beldesinde yaşanan baskılar, zulümler ve katliamlar, Müslümanlara hayatı zindan ediyor.
Ne tuhaftır ki, dünyanın doğal zenginliklerin tarihte hiç olmadığı kadar yüksek bir seviyede kullanıldığı bir çağda milyonlarca insan, açlığa, yokluğa ve sefalete mahkûm ediliyor.
Diğer taraftan maalesef bölgede yeni kaos ve kargaşalar çıkarmak isteyenler, artık niyetlerini açıkça dile getirmekten de çekinmiyorlar. Küresel odaklar, bütün bu bölgede asırlarca birlikte yaşamış insanları yapay gündemlerle bölmeye, parçalamaya çalışıyor. Etnik ve mezhebi farklılıkları bir çatışma zeminine dönüştürerek kendi menfur emellerini gerçekleştirmek için çaba sarf ediyorlar.”
“İslam ülkelerinin dini kuruluşlarının bir araya gelerek ümmete rehberlik yapmaları hayati öneme sahiptir”
Söz konusu yaşanan olayların Müslümanların vahdet bilincinden, yardımlaşma ve dayanışma erdeminden uzaklaşmalarının bir neticesi olduğunu ifade eden Başkan Arpaguş, “Yegâne çözüm ise Müslümanların birlikte hareket ederek sorunlarını kendi dinamikleriyle çözüme kavuşturmalarındadır. Bugün Müslümanların en temel ihtiyacı vahdet şuuru, kardeşlik bilincidir. Onun için İslam ülkelerinin dini kurum ve kuruluşlarının bir araya gelerek ümmete rehberlik yapmaları hayati öneme sahiptir. İslam coğrafyasındaki dini teşekküller, sivil toplum örgütleri vb. yapılanmalar, birbirini destekleyen, imkân ve potansiyelini birleştiren teşkilatlar olarak çalışmak zorundadırlar.” diye konuştu.
“Medeniyet köklerimize tutunduğumuzda yarınlarımız daha güzel olacaktır”
İslam dünyasının; eğitim, aile, gençlik, çevre, gıda, ekonomi, teknoloji gibi konularda işbirliğini en güçlü hale getirmek zorunda olduğunu aktaran Başkan Arpaguş, “Bu noktada bizlere düşen sorumluluğunun daha büyük olduğunu düşünüyorum. Zira bizler, asırlarca İslam’ın sancaktarlığını yapmış bir milletin ahfadıyız, köklü bir medeniyetin varisleriyiz. İnanıyorum ki bizler kendi inanç ve medeniyet köklerimize tutunduğumuzda, kardeşlik şuuruyla birbirimize kenetlendiğimizde yarınlarımız daha güzel olacaktır. Yeryüzü, İslam’ın hayat veren ilkeleriyle ve evrensel ahlaki değerleriyle yeniden buluşacaktır.” ifadelerini kullandı.
Programa, Azerbaycan Cumhuriyeti Dini Kurumlarla İş Üzre Devlet Komitesi Başkanı Ramin Mammadov, Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Şamil Ayrım, Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Nermine Mustafayeva, Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz ve vatandaşlar katıldı.