Paylaş Twitter Facebook YouTube
8 dk okunma süresi 25 Eylül 2026 Cuma

“Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı

 

  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı
  • “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” İstanbul’da başladı

 

Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu’nun açılışında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “Hz. Peygamberin (s.a.s.) sünneti, yaşantısı ve manevi mirası, hem insanlığın bireysel iç huzurunu temin edecek, hem de toplumsal adaleti ve küresel barışı tesis edecek en önemli referanstır.” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Mevlid-i Nebi Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen ‘‘Doğumunun 1500. Yılında Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.v)’’ temalı Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu’na katıldı.

“Çağın karmaşık sorunlarına sünnet-i seniyyeden kalıcı çözümler arayacağız”

İstanbul 29 Mayıs Üniversitesinde gerçekleştirilen sempozyumun açılışında konuşan Başkan Arpaguş, yeryüzünde rahmet ve merhamete ihtiyacın en fazla hissedildiği bir dönemde, “‘Doğumunun 1500. Yılında Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed” temasıyla gerçekleştirilen sempozyumu son derece anlamlı ve değerli bulduğunu belirterek, “İnşallah, üç gün sürecek sempozyumumuzda, ‘bir şahit, müjdeci, davetçi ve uyarıcı olarak gönderilen’ Hazreti Risalet-penah Efendimizin (s.a.s.) kutlu çağrısını yeniden tefekkür edeceğiz. Huzur ve güven bunalımlarının girdabına düçar olmuş insanlığın felahı adına O’nun (s.a.s.) evrensel örnekliğini yeniden müzakere edeceğiz. Çağın karmaşık sorunlarına sünnet-i seniyyeden kalıcı çözümler arayacağız.” ifadelerini kullandı.

İnsanoğlunun, tarih boyunca daima barış, huzur ve güven arayışı içinde olduğunu hatırlatan Başkan Arpaguş, “İnsanoğlunun varlık sahnesine çıkışıyla yaşıt olan bu arzu, hep var olagelmiştir. Ancak, içinde bulunduğumuz çağ, öyle sanıyorum ki bu anlamda tarihin en kesif arayışlarının yaşandığı bir döneme tekabül etmektedir. Zira insanlığın bilim, teknoloji ve maddi imkânlar bakımından doruğa ulaştığı modern çağ, ne yazık ki bireysel bunalımların, toplumsal ayrışmaların ve küresel krizlerin en derin şekilde hissedildiği bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır.” şeklinde konuştu.

İçinde yaşadığımız çağı “yalnızlık ve bunalım çağı” şeklinde tanımlamanın doğru bir ifade olacağını aktaran Başkan Arpaguş, “Bireyselliğin, bencilliğin ve ölçüsüz tüketimin alabildiğine özendirildiği günümüzde maalesef insan, günbegün kendinden ve değerlerinden uzaklaşarak yalnızlaşmakta ve hayatı bir yarış alanına dönüştüren anlayışların yoğun baskısı altında adeta ezilmektedir.” ifadesini kullandı.

Modern zamanların en büyük paradokslarından birinin, maddi konfor artarken insanların iç huzurunun hızla yitirilmesi olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, “Bu durum, aslında insanlığın ciddi bir anlam, ahlak ve medeniyet krizi yaşadığını göstermektedir. Bu sebeple modern insanın karşı karşıya kaldığı varoluşsal, sosyal ve küresel krizlerin çözümüne yönelik yapılacak her çalışmanın önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Başkan Arpaguş, “Bu anlayışla gerçekleştirdiğimiz sempozyumun temel gayesi, söz konusu meselelere dair Hz. Peygamberin evrensel rehberliğinde çözüm önerileri sunabilmektir. Zira Hz. Peygamberin (s.a.s.) sünneti, yaşantısı ve manevi mirası, hem insanlığın bireysel iç huzurunu temin edecek, hem de toplumsal adaleti ve küresel barışı tesis edecek en önemli referanstır. Rasul-i Ekrem, her üç alanda da insanlığın öncüsü ve rehberidir.” diye konuştu.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in bizlere ruh ile beden, madde ile mana, dünya ile ahiret dengesini esas alan, insanı her boyutuyla kavrayan bütüncül bir hayat modeli sunduğuna dikkati çeken Başkan Arpaguş, “Rasulllah’ın varlığa ve hayata dair ilkeli, tutarlı ve dengeli yaklaşımı ve onun şahsında tecessüm eden sabır, şükür, tevekkül, merhamet, affedicilik gibi ahlaki değerler, modern insanın ruhsal kırılmalarına karşı en etkili manevi reçeteyi oluşturmaktadır. Dolayısıyla insanın kendiyle barışık olması, varoluşun anlam ve gayesini idrak etmesi ve yaşadığı sorunların üstesinden gelebilmesi noktasında Hz. Peygamberin örnekliği bizler için eşsiz bir imkândır.” ifadelerini kullandı.

Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Diğer yandan toplumsal huzur ve birlikte yaşama kültürünün tesisi bakımından da Allah Rasulü (s.a.s.), muazzam bir numune-i imtisal olarak insanlığın önünde durmaktadır. Bugün toplumsal kutuplaşmalar, ötekileştirmeler ve sosyal eşitsizlikler bağlamında yaşanan sorunların üstesinden gelebilmek için asr-ı saadet tecrübesini iyi okumak gerekir. Hz. Peygamberin merhamet terbiyesinden geçen o mümtaz toplumu iyi tanımak gerekir. Medine-i Münevvere’de, bir mabedin gölgesinde filizlenen ve vahyin rehberliğinde neşvünema bulan o medeniyeti iyi idrak etmek gerekir.”

Efendimiz (s.a.s.)’in bir toplumu dönüştürme biçimine ve O’nun (s.a.s.) inşa ettiği topluma bakıldığında görülecek ilk unsurların iman, emanet ve emniyet olacağını anlatan Başkan Arpaguş, “İslam düşüncesinde ‘kalpten bağlanma, güvenme ve tasdik etme’ anlamındaki ‘iman’ ile ‘güven, huzur ve korkudan emin olma’ anlamındaki ‘emniyet’ kavramları arasında derin bir bağ vardır. Aynı kökten türeyen bu kavramlar, esasen bir Müslümanın hem yaratıcısıyla ilişkisinin hem de varlık âlemiyle etkileşiminin temelini oluşturan bir gerçekliği ifade etmektedir.” diye konuştu.

“Güvenilirlik, aynı zamanda nübüvvetin ayrılmaz bir vasfıdır”

Toplumsal huzurun ilk şartının emniyet ve güven olduğunu ifade eden Başkan Arpaguş, “Farklı görüş ve düşüncede olsalar bile toplumun her ferdinin kendini güvende hissetmesidir. Çünkü güven duygusunun olmadığı bir yerde birlikte yaşamanın güvencesi yok demektir. Bu anlamda Hz. Peygamberin hayatına baktığımızda, henüz Mekke döneminde ve hatta risaletten önce bile çevresinde bıraktığı en temel etkinin ‘el-emîn’ vasfıyla oluşan ‘güven’ olduğunu görürüz. Çünkü güvenilirlik, aynı zamanda nübüvvetin ayrılmaz bir vasfıdır.” şeklinde konuştu.

“Takvayı merkez alan insan odaklı bir merhamet medeniyeti inşa etmiştir”

Efendimiz (s.a.s.)’in toplumu inşa modelinde dikkat çeken diğer bir hususun ise hukukun üstünlüğü olduğunu vurgulayan Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:

“O’nun (s.a.s.) Medine’de farklı din, ırk ve kabile mensuplarını bir arada tutan yaklaşımı ve bu yaklaşımın neticesinde ortaya çıkan ‘Medine Vesikası’, toplumsal hayatta hukukun üstünlüğünün esas alındığı tarihi bir dönüm noktasıdır. İslam’ın hukuk ve adalet anlayışının bir yansıması olarak Allah Rasulü, soy, cinsiyet, makam, mevkî veya sosyal statü üstünlüğünü kökten reddetmiş; takvayı merkez alan insan odaklı bir merhamet medeniyeti inşa etmiştir. Günümüz toplumlarının ihtiyaç duyduğu sosyal adaletin ve toplumsal barışın anahtarı, O’nun bu insan odaklı yaklaşımında gizlidir. Bu nebevî yaklaşımın temel referansı ise hiç şüphesiz Kur’an-ı Kerim’dir.”

“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.” ayet-i kerimeyi işaret eden Başkan Arpaguş, “Dolayısıyla yaşadığımız çağın toplumsal meselelerini çözebilmek için öncelikle bu anlayışı tevzi etmek ve tanışma, paylaşma, dayanışma ekseninde yeni bir toplum modeli geliştirmek durumundayız.” ifadesini kullandı.

“O’nun (s.a.s.) getirdiği mesaj, bütün insanlığa hitap etmektedir”

Başkan Arpaguş, Efendimiz (s.a.s.)’in rehberliğinin, bireysel huzurun temini ve toplumsal adaletin tesisinde olduğu gibi küresel meselelerin çözümünde de insanlık için eşsiz bir imkân sağladığını dile getirerek, “Çünkü O’nun (s.a.s.) getirdiği mesaj, sadece belli bir döneme ve topluma ait değil, bütün insanlığa hitap etmektedir. Yani evrenseldir! Malum olduğu üzere bugün dünyamız, savaşlar, katliamlar, adaletsizlikler, zorunlu göçler, yoksulluk, ayrımcılık, şiddet ve çevre sorunları gibi devasa sınamalardan geçmektedir. Dünya nüfusunun kahir ekseriyeti, birtakım insanların ihtirasları neticesinde ortaya çıkan sorunlarla boğuşmaktadır. Cenabı Hakk’ın Kur’an-ı Kerim’de ifade buyurduğu üzere yeryüzü, ‘insanın kendi elleriyle ettiklerinden en acı sonuçlarına’ sahne olmaktadır.” dedi.

“İnsanlığın arayışına çözüm olacak en güçlü reçete, İslam’ın evrensel ilke ve değerleri olacaktır”

Başkan Arpaguş, “Dünya genelinde yaşanan ve tüm insanlığı olumsuz bir şekilde etkileyen bu durum, aynı zamanda küresel boyutta yeni arayışları da gündeme getirmektedir. İnsanî, ahlakî, siyasî, iktisadî ve çevresel krizlerden bunalan dünya, bir güven ve adalet zemini, bir barış ve huzur iklimi aramaktadır. Bu bağlamda insanlığın arayışına çözüm olacak en güçlü reçete, hiç şüphesiz Hz. Peygamberin davet ve temsil ettiği İslam’ın evrensel ilke ve değerleri olacaktır.” diye konuştu.

Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İslam, kişinin ruh dünyasından akrabalık bağlarına, komşuluk hukukundan sosyal adalete, temel özgürlüklerden milletlerarası ilişkilere kadar hayatın her alanını tanzim eden evrensel bir değerler bütünüdür. Bu sebeple dünya barışı, ancak insanı her boyutuyla ele alan ve tüm insanlığı yaratılışta eşit olarak kabul eden bu değerlerin hayata taşınmasıyla mümkündür.

Rasulüllah’ın Veda Haccı’nda irad ettiği hutbelere bir bakınız, sadece orada zikredilen ilke ve değerler bile dünya barışına giden yolun nereden geçtiğini göstermektedir. İnsanların can, mal, namus dokunulmazlığını ilan eden, her türlü ırkçılığı reddeden ve özellikle kadınların haklarını güvence altına alan bu hutbeler, temel hak ve özgürlükler bağlamında tüm insanlık için en güçlü referanslardır.”

“Rahmet elçisinin evrensel örnekliğini tüm insanlığa güzel bir şekilde tanıtmalıyız”

Efendimiz (s.a.s.)’in savaş hukukuna getirdiği ‘kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve din adamlarına dokunulmaması, tabiata zarar verilmemesi’ gibi ahlakî sınırlar ve ‘Kıyamet kopuyor olsa da müminlere elindeki fidanı dikmeyi’ öğütleyen nebevî yaklaşımlara dikkati çeken Başkan Arpaguş, “Savaşların ve iklim krizlerinin küresel bir tehdide dönüştüğü günümüz dünyası için çağlar öncesinden çıkış yolu göstermektedir. Dolayısıyla O’nun (s.a.s.) ‘âlemlere rahmet oluşu’nun odağında, insanı değersizleştiren her türlü ayrımcılığa karşı insan onurunu, zulme karşı adaleti, çatışmaya karşı barışı, bencilliğe karşı dayanışmayı ve karamsarlığa karşı umudu yeniden inşa etmek vardır. Bu sebeple rahmet elçisinin evrensel örnekliğini iyi tanımalı, doğru anlamalı ve tüm insanlığa güzel bir şekilde tanıtmalıyız.” ifadelerini kullandı.

“O, Yüce Rabbimizin insanlığa sonsuz rahmetinin, lütfunun ve inayetinin bir tecellisidir”

Başkan Arpaguş, Efendimiz (s.a.s.)’in getirdiği mesaj ve ortaya koyduğu örnekliğin, her çağın sorunlarına cevap verebilecek bir nitelik ve dinamizme sahip olduğunu dile getirerek, “Çünkü O (s.a.s.), Yüce Rabbimizin insanlığa sonsuz rahmetinin, lütfunun ve inayetinin bir tecellisidir. O (s.a.s.), iman, emniyet, emanet, merhamet, adalet, güzel ahlak, barış ve sorumluluk ekseninde bir hayat anlayışını temsil etmektedir.” ifadesini kullandı.

Efendimiz (s.a.s.)’in temsil ettiği değerlerin, her yönüyle hayatın merkezine yerleştirildiğinde gerçek anlamını bulacağını kaydeden Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Günümüz dünyasının en mühim ihtiyacı da bu değerleri tıpkı Hz. Peygamberin yaptığı gibi bireysel, toplumsal ve küresel boyutta hayatın kurucu ilkeleri haline getirmektir. İnanıyorum ki icra edeceğimiz sempozyum, Peygamber Efendimizin çağlar öncesinden ufkumuzu aydınlatan rahmet mesajının akademik dünyada ve toplum nezdinde yeniden tefekkür edilmesine önemli katkılar sunacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken sempozyumun hazırlanmasında emeği geçen başta düzenleme kurulu üyelerimize, değerli bildirileriyle katkı sunacak olan yurt içinden ve yurt dışından gelen tüm katılımcılara teşekkürlerimi sunuyorum. Gayretlerimizin istifadeye medar olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyor; tekrar hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.”

Başkan Arpaguş, “Türk İslam Sanatlarıyla Siyer-i Nebiye Yolculuk” sergisini gezdi

Başkan Arpaguş, sempozyumun açılışı öncesinde “Türk İslam Sanatlarıyla Siyer-i Nebiye Yolculuk” sergisini de gezerek, eserler hakkında bilgi aldı.

Sempozyumun açılışında, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet İshak Demir, Dr. Hüseyin Hazırlar, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı, Diyanet İşleri Başkanlığının üst düzey yöneticileri, eski Diyanet İşleri Başkanları Dr. Tayyar Altıkulaç ve Prof. Dr. Ali Erbaş, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Sinanoğlu, İstanbul İl Müftüsü Doç. Dr. Emrullah Tuncel ile yurt içi ve dışından çok sayıda akademisyenle araştırmacı hazır bulundu.